Salı, Aralık 20, 2005

Buradayım

Buradayım burada olmasına ama, yazmaya yüzüm yok...
Siz bilirsiniz neden yüzüm olmadığını anlarsınız...
Yeniden kendimi toparlayıp hayatımda elle tutulur bir değişiklik yapmadan yazmayacağım...
Desteğiniz için teşekkür ederim...
Kendinize iyi bakın...

Pazar, Kasım 27, 2005

Sabah Kahvaltısı

İş yerinde kahvaltı eziyetine çözüm buldum...

Yarım yağlı süt (kızlar kusura bakmayın ama ben sıfır yağlı süt içemiyorum. Olmuyor. Sevemedim bir türlü. %50 yağlı sütü daha rahat kullanıyorum heryerde. Eğer sizde benim gibiyseniz Pınar 1 litrelik çıkarmış yarım yağlı süt.)

Meyveli müsli & Nesfit Sade karışımı


Bu kadar. Sabahları çok iyi geliyor. Enerji veriyor...Bağırsaklarım daha düzenli çalışmaya başladı bir de doyurucu gerçekten.

Öğle yemekleri şu aralar tehlikede. İyi salata yapan yer bulamadım çevrede. Kepekli sandviçten de bıkmaya başlıyorum. En kısa zamanda çare bulmam lazım.

Aslında ipin ucunu kaçırmama çok az kaldı. Kendimi mutlaka kontrol etmeliyim.

Acaba 5 ile başlayan kilo görebilecek miyim tartıda 2006'da ?

Pazartesi, Kasım 21, 2005

Hafta Sonu Abartması

Evet itiraf ediyorum
Haftasonu ipin ucunu çok fena kaçırdım. Öyle fena oldum ki sonra. Pişmanım ama elden ne gelir bu saatte? Elden birşeyler geleceği vakit gözüm bir şey görmüyordu nitekim...

Yok yok çok kızmadım kendime. Karartıp kendimi yine salmayacağım. Bu konuda yapılacak tek şey dengeyi yeniden kurmaya çalışmak. Ben de öyle yapacağım. Yeniden denge yaratacağım.

Akşam yemeklerini artık tamamen salata-ızgara veya (peynirli, ton balıklı, etli) salata şekline çevirmeyi başardık -en azından hafta içi-

Bir de arasıra gelen çikolata krizlerini atlatabilsem. Normal zamanlarda yemem pek tatlı ama bazen gelen tatlı krizleri zorluyor beni.

Bu hafta sonu tatlı krizini süt-bal-muz ile yaptığım karışım ile çözdüm. En azından ufak bir bardak karışım köreltti nefsimi...Meyvelerin kesemeyeceği kadar yoğundu çünkü...Tatlı krizlerini sütlü ballı birşeyler ile atlatmak hem sağlıklı hem de ağız tadıma uygun geliyor benim.

Bir de bulgur meselemiz var. Bulgur kilo dikkat sürecinde önemli bir yiyecek. Glisemik indeksi düşük, tok tutuyor vs. Ama sevgilim sevmiyor...Pirinç, beyaz makarna da yasak...Bende çok az yağlı kısır yaptım bol yeşillikle. Böylece başardım ashkıma yedirmeyi bulguru...Çünkü insulin direnci nedeni ile complex karbonhidrat almalı ve bunu sadece buğday ekmeğinden almamalı.

Benden haberler şimdilik bunlar. Bir süre tartılmama kararı aldığım için verdim mi aldım mı bilmiyorum. Ama pek bir değişiklik yok gibi hissediyorum.

Cuma, Kasım 11, 2005

Hayat Güzeldir

Kendimi ne çok karatmışım meğer. Artık yapmıyorum o kadar...Bazen oyle beklenmedik şeyler oluyor ki insan hayatında...
Sevgili hayat arkadaşımın da kilo sorunları var. Sağlık konusu onunla ilgili idi daha çok. İnsülin direnci sendromu ile tanıştık 2 hafta önce. Değerler yüksek çıkınca pek çok hastalıktan şüphelendi doktorumuz ama allah şükür önüne geçebileceğiz artık. İlaçlarını düzenli kullanıyor ve şaşırtıcı şekilde düzenli kilo veriyor.
Yani tavsiyem, mutlaka bir endokronoji ve metabolizma hastalıkları uzmanı ile görüşün. TSH hormon değerünizi ve Metabolik sendrom belirtilerini mutlaka öğrenin...Belki kilo verememenizin nedenlerinden biri bunlar olabilir.

Beklenmedik şeye gelince, hiç beklemediğim bir anda işim değişti. Başka bir bölüme atandım. Umarım hakkımda bu hayırlıdır.

Kilo kontrolü ile ilgili olarak, artık kesinlikle abartmıyorum. Tam doymadan masadan kalkıyorum. Ancak çok yağlı ve hamur işi olmadığı sürece kendimi engellemiyorum. Yaklaşık bir aydır bu şekilde yaşıyorum. 2 kilo verdim bile. Bu sefer acelem yok...Bu sefer rejim yok...

Şimdi...Gelelim hayatımdan 20 rastgele şeye

1- İşimi seviyorum. Daha doğrusu çalıştığım sektörü çok seviyorum

2- Ne yazık ki yerli dizi seyretmiyorum. Dizimax ve cnbc-e bize yetiyor. CSI Miami, House, -hala- Friends ve Desperate Housewives en sevdiklerim.

3- En büyük hayalim Cunda da yaşamak

4- Teknoloji bağımlısıyım. Notebook'umu seviyorum

5- Evim çatı katı. Tavanlarım açılı ve ahşap. İlk taşındığımızda bayılmıştım ama artık dolapsızlık canıma tak etti. Bol dolaplı bir mutfak istiyorum

6- Sıcak içeceklerimi şekersiz içerim.

7- Etrafımdaki insanların kansere karşı ne kadar cahil olduklarını gördüm. Hatırlatırım saçları döken ilaçlar kanser değil. İlaçlar perişan ediyor insanı. Hele en sevdiklerinizden bir çekiyorsa bunu katlanması zor ve güçlü durmak mecburiyet. Allah kimseye vermesin. Eğer verirse de mücadele gücü de versin.

8- 2001' den bu yana kilo sorunlarım var

9- Katkı maddelerinden nefret ediyorum. Çok mecbur kalmadıkça ağzımıza sürmüyoruz.

10- %70 kakaolu bitter çikolata bağımlısıyım

11- Evet ben bir diet kola koliğim. Evet evet öyleyim. Katkı maddelerinden uzak durmama rağmen kolaya zaafım var. Ancak yoğun çabalarım sonucu haftada 1-2 kutuya düştü.

12- Blog bağımlısı oldum. Hergün belli günlükleri ziyaret etmezsem işim rast gitmiyor

13- Yemek yapmayı ve sofra kurmayı seviyorum. Mutfakta bulaşık kalmasına ise dayanamam.

14- Sağlam bir kitap kurduyum. Bıraksalar Robinson'da aylarca kalabilirim. Kitaba harcadığım para hayatta gözüme gözükmez.

15- Bazen çok ama çok aksi olabiliyorum. Çok çabuk parlıyorum. Kontrollü olma çalışmalarına devam...

16- Deniz takıntım var. Deniz ve ilgili herşey arındırıyor beni.

17- Sigarayı bıraktım. Hatta 1 seneyi geçti. Artık kendimle gurur duyabilirim. Bazen türk kahvesinin yanında çok canım çekiyor yakıyorum bir tane. Ama eski keyfi almadığım için zevkten ziyade işkenceye dönüşüyor hemen söndürüyorum

18- Diş hekimlerinden ve muhtaç olmaktan korkuyorum. Bu ikisi hayatta en büyük korkularım. Daha küçükleride var elbette

19- Hediye almayı ve vermeyi severim.

20- En çok burayı okuyup yorum yazdığınızda mutlu oluyorum. Elimden geldiğince de sizi takip ediyorum. Yaşasın blog kardeşlerim...

Pazartesi, Ekim 24, 2005

Keyfim Yok

Keyfim yok
içimden hiç yazmak gelmiyor...
Sağlık ile ilgli konulara takıldık bu ara. Sonuçları bekliyoruz...
Sağlık sorunlarının nedeni ise kilolar

neden sigarayı bıraktığım gibi yemek yemeyi bırakamıyorum ben?

6 ay önce başladığım programa devam etseydim şimdiye hatırı sayılır kilolar vermiştim
onun yerine hatırı sayılır kilolar alıyorum

kabus olmalı bu

Salı, Ekim 18, 2005

Kazın Ayağı

Aslında işler gündüz daha kolay. İş yerinde çok daha kolay uzak durabiliyorum kilo konusundan. Etrafta fazla yemek mekanı yok ve ben ofisten çıkmaktan pek hoşlanmıyorum

Akşamları ise daha zor...özellikle sigarayı bıraktıktan sonra. Elimde sigara olmayınca aranıyorum ve atıştırmaya başlıyorum.

Zaten kilo alma nedenim de bu

Diyetisyen meselesine gelince, hepsine ve yöntemlerine saygı duyuyorum ancak "rejim" yapmaya dayanamadığım için her seferinde çuvallama durumu yaşanıyor. Hatırladığım 4 ayrı diyetisyene gittim ancak olmadığını ve olamayacağını biliyorum. Artık emin olduğum şey, asla kilo vermek için para harcamayacak olduğum. Bunu ancak kendim yapabilirim.

O kadar çok diyet kitabı, sağlık kitabı vs okudum ki ne yapmam gerektiğini iyi biliyorum. Glisemik indeks, beden kitle endeksi, kas oranı, yağ oranı, pişirme yöntemleri, montiniag rejimi, isveç rejimi, (ki hepsi yalan dengeli beslenme tek çözüm) vsvsvs..

Sorun dengeyi bulamamam. Denge kaybolunca toparlamak çok güç.

Diğer problem ise yemek yemekten gerçekten keyif alıyor olmam. Hayatımda keyif alarak yaptığım önemli aktivite.

Konu yine denge meselesine geliyor bu durumda...

Pazar, Ekim 16, 2005

Yasadiklarimdan Ogrendigim Seyler

Yasadiklarimdan ne ogrendim

- Eger rejim yapmaya calisirsam asla devam etmiyorum
- 1 kibrit kutusu lafından hoslanmiyorum ve duymaya bile tahammulum yok
- Yemek yemegi seviyorum
- Yuruyus yapmayı seviyorum
- Alisveriş yapmaktan hic hoslamiyorum
- Zaten her kilolu insanin "duygusal" oldugunu dusunuyorum
- Zeytin ve zeytinyagi olmadan geçen bir hayatın anlamsız olduguna inaniyorum
- Tatlı çikolata vs ye düskün degilim ama ara sıra kriz yaşayabiliyorum
- Abur cubur çok sevmiyorum
- Amerikan işi fastfood sevmiyorum
- Yemek yapmayi seviyorum
- Rejim yaptıgımda hayattan keyif almıyorum
- Kilomdan da memnun degilim

Olası çözümler üzerine düşünüyorum...Bakalım...